2009 Şampiyonlar Ligi finalinden beri Barcelona maçı izlemiyordum. Bu gece(23.08.2009) İspanya Süper Kupası finali varmış izleyeyim dedim takımım Barcelona da oynayacakmış hem. Güzel bir maç olacağını düşünüyordum ki yanılmamışım. Barça ilk yarıda sanki rakibini sallamıyormuşcasına oynamasına rağmen yine de göze hitap ediyordu. İlk maçta oynamayan yıldızlarının da oynadığı bu rövanş maçını, ilk maçı 2-1 kazanan Barça 3-0'lık skor ile kazandı. Maçta goller 50. ve 68.(penaltı) dakikalarda Messi ve 72. dakikada Bojan'dan geldi.

Barcelona :3 Athletic Bilbao : 0


Maçı izlerken özellikle dikkat ettiğim birkaç futbolcu vardı. Bunlar çok beğendiğim Messi, Henry, Xavi ve Pique ve beğenmenin dışında Barcelona'ya yeni transfer olduğu için göstereceği performansı çok merak ettiğim İbrahimovic idi. Barça'ya transfer edilmesini hiç istememiştim, çünkü İnter'de izlediğim kadarıyla İbrahimoviç aşırı bencil bir futbolcuydu ve Barcelona ise bencil futbolcuları taşıyamayacak kadar takım oyunu oynayan bir takımdı. Ama Barcelona'ya gelen her futbolcu gibi o da bu takım oyununa ayak uydurmuş gibi göründü gözüme. Belki Barça'nın suyunda var böyle birşey, belki de sadece Barça'da bir maçını izlediğim için bana öyle geldi. Ama gerek Henry ile gerek de Messi ile çok iyi paslaştığı anlar oldu. Hatta Messi'nin attığı golün asistini o yaptı. İnşallah İbrahimovic kendisinde bulunan o güzel yetenekleri kendi egosunu(bkz: İbrahimovic'in Sınırsız Egosu) tatmin etmek için bencilce kullanmaz da takım oyununa bir katkıda bulunmak için kullanır. (Fotoğrafta: İbrahimovic'in maçtaki güzel volesi)

Maçın TRT3'de yayınlanması nedeniyle olsa gerek ilginç bir spiker vardı. Çok değişik, ağır bir konuşması vardı ki uykumu getirdi gece gece. Sanki maç anlatmıyormuş da amatör futbolculara birşeyler öğretiyormuş gibi öğütler veriyordu. ("Yenilgi de olgunlukla karşılanmalı", "Böyle hareketler futbolda normaldir tepki gösterilmemeli" vs..) Bir de değişik terimleri vardı ki ilk kez duyuyordum. (Sol bek = Sol kanat koruyucusu) Ama buna da şükür şampiyonlar ligi maçlarını anlatan diğer kanal spikerlerinin de her kelimesinde kimimiz gülmekten masalara yatıyor, kimimiz de küfürler ediyorduk.

Maçın gollerine baktığımızda ise, gollerin ilginç olanları da vardı etkileyici olanları da. Öncelikle İbrahimovic'e atılan pasta İbrahimovic'in hiç bekletmeden topu Messi'ye atması ve Messi'nin de bir kişiyi geçip kalecinin üstünden topu ağlara göndermesi görülmeye değerdi. Messi topu aut çizgisine çok yakın bir yerden, önüne yatan kalecinin üstünden kaldırdığında orta açtığını düşünmüştüm ayrıca ki top ağlara değdiğinde olay bir daha dank etti. Messi'nin ikinci golü güzel kullanılmış bir penaltıdan ibaretti diyebilirim. Ama Bojan'ın golü ise sahalarda pek görmediğimiz gollerdendi. Defansın kaleciye dönerken yaptığı hata sıradan bir hataydı ama küçük Bojan'ın topu takip edip kaleciyi çalımladıktan sonra topu yavaş yavaş kaleye bırakması mahalle maçlarında yapılan bir hareketti.

Hangi maçını izlediysem hep karşımda rakibini oynatmayan, sürekli tek veya ayağa pas yapan bir Barcelona gördüm.Bu şampiyonlar ligi finalinde dahi böyleydi. Ne yapalım böyle oynayan bir takım varken ben daha ülkemiz takımlarını tutar mıyım? Üniversite hayatım boyunca hangi takımlısın diye sorulan sorulara Barcelona cevabını vereceğim.

2009-2010 sezonunda La Liga, Copa del Rey ve Şampiyonlar Liginde Barcelona'ya başarılar dileyerek yazıya noktayı koyuyorum. Üşenmeyip bu uzun yazıyı okuduysanız yorumlarınızı da eksik etmeyin :)

1 yorum

  1. Valla maçı izleyememiştim ama izlemiş kadar oldum,eline koluna sağlık...

    YanıtlaSil